|
İktisatçıların ‘ekonomi’ tanımını “kıt
kaynakların etkin kullanımı” olarak yapmaları üzerinden bir
yüzyıldan fazla zaman geçti ve bugün iş dünyası çok büyük bir
sorunla baş etmeye çalışıyor; rekabet!
Artık kıtlığı çekilen şey ürünler veya
hizmetler değil, müşterinin kendisi. Birçok sanayi,
tüketicilerin satın alabileceğinden daha fazlasını üretiyor, bu
fazla üretimi elden çıkarabilmek için çabalıyor ve en basit
yöntemi seçiyor; fiyat düşürmek!
Fazla üretim ve düşen fiyatlar, şirketlerin
çok küçük kar marjları ile çalışmasına sebep oluyor, dolayısıyla
çevrelerine çok daha hassas olan bu şirketler ya yok oluyorlar
yada daha büyük rakiplerince satın alınıyorlar.
İşte tam burada devreye mucizenin kendisi
giriyor; pazarlama!. Rekabetin fiyattan başka esaslarla
yapılabilirliği bilimi…
Şirketin sunduğu ürün ve hizmetlerin daha
kolay satabilmek ve şirketin en önemli fonksiyonu olan kar
etmeyi sağlayabilmek için mevcut müşterilere ve olası
müşterilere yönelik pazarlama faaliyetleri zaten şirketin en
büyük fonksiyonlarından biri. Günümüzde, bu fonksiyon için
şirketin toplam değerlerinin %50’sini harcayan firmalar var. Ama
pazarlamanın sadece müşterilere yapılması ile başarılı bir
şirket yaratmak mümkün değil.
Şirketler esasında pazarlamayı 4 ayrı kolda
gerçekleştiriyorlar; mevcut ve olası müşterilere pazarlama,
mevcut ve olası çalışanlara pazarlama, mevcut ve olası
hissedarlara pazarlama, mevcut ve olası tedarikçilere pazarlama.
Daha iyi ve yeni ürün ve hizmetler
geliştirebilmek, daha etkin yönetim fonksiyonlarını yerine
getirebilmek için şirketin daha iyi elemanlara ihtiyacı var,
işte şirketin doğru olarak mevcut ve olası elemanlara
pazarlanması, hem mevcut elemanlarından iyi olanların şirketi
terk etmesini engelleyecek, hem de şirkete ciddi anlamda değer
ekleyecek yeni elemanların şirkete gelmesini sağlayacaktır.
Şirketin mevcut ve olası hissedarlara
pazarlanması ile, en önemli kaynaklardan biri olan maddi
sermayenin toplanması sağlanacak, bu sayede hem üretim, hem yeni
projeler finanse edilebilecektir. Büyümek, ancak sermayenin
artması ile mümkündür, sermaye ise, ancak hissedarların şirkete
güvenip yeni kaynaklar aktarması veya yeni hissedarların yeni
sermayelerini birlikte getirmeleriyle mümkündür.
Son olarak şirketin, diğer şirketlere ve
özellikle de tedarikçilere pazarlanması ile, şirketin “tercih
edilen” hale gelmesi sağlanır. Bu özellik, çok kolaylıkla “maddi
çıkarlara” çevrilebilir bir değerdir. Her tedarikçi, yıllardır
faaliyet gösteren ve ‘emin’ bir firma ile çalışmak ister, her
firma, büyük, gelişen bir firma ile stratejik ortak olmak ister.
Tüm kollarda, farklı şekillerde ama
birbirleriyle çelişmeyen mesajlar üzerine yoğunlaşan faaliyetler
sonucunda, şirket ciddi ama muhakkak olumlu bir “ün” kazanır.
İşte bu ün, pazarlamanın yarattığı mucizedir.
|
MAKALELERİM başlığı altında yayınlanan tüm makaleler ZEKİ
YÜKSEKBİLGİLİ'ye aittir.
Burada yayınlanan tüm makaleler, sayısal olarak
tasdiklenmiştir.
İzinsiz kısmen veya tamamen
kopyalanması, yayınlanması, kullanılması kesinlikle
yasaktır.
Makalelerin izinsiz
kısmen veya tamamen kopyalanması, yayınlanması, suç teşkil
eder.
|
|