|
Satışın ne olduğu ile ilgili tanımlara
baktığımızda, genelde karşımıza çıkan klasik tanım aşağı yukarı
hep aynıdır;
“Satış; bir ürünün, hizmetin, fikrin ya da faydanın
• en uygun yerde,
• en uygun zamanda,
• en uygun kişiye,
• en
uygun yöntemle, taraflar adına uygun bir bedel karşılığında el
değiştirmesi faaliyetidir.”
Bu tanım, tamamen doğru olsa da, çok
önemli bir olguyu atlıyor, satış insanlar arasında gerçekleşen
psikolojik bir süreçtir. Dolayısıyla, aslında satış hevesin ve
duyguların transferidir. Hatta beyinden beyine yapılan bir
alışveriştir. Hepimizin başına gelmiştir, hiç bir şey almaya
ihtiyacımız da niyetimiz de yokken, iyi bir satıcıyla karşılaşıp
bir anda bir şeyleri satın almışızdır yada en ihtiyacımız olduğu
zamanlarda, bir satıcının davranışları dolayısıyla satın
almaktan vazgeçmişizdir. İşte tüm bunlar bize, satışın aslında
tamamen insanlar arasında geçen, heves ve duygu ile ilgili bir
olgu olduğunu gösteriyor.
Satıcılık da, genel kanının tam aksine,
öğrenilen bir olgudur. Gerek tecrübelerimiz, gerek
okuduklarımız, gerekse aldığımız eğitimler ile birer satıcı
haline geliyoruz. Yani kimse satıcı doğmuyor, hepimiz satıcı
olmayı öğreniyoruz. Çünkü satış, mantıksal sırada birbirini
takip eden adımlar ve her adım ile ilgili belirli teknikler ve
stratejiler içeren bir süreç. Bu süreç içerisinde, başarılı
olmak için gereken bazı özellikler var ve bu özelliklerin tamamı
öğrenilebilir ve geliştirilebilir.
Bunlardan ilki –ve en önemlisi- kesinlikle
“istek” ile ilgili. Dünyanın en iyi satıcılarının ortak
özelliği, satış yapma isteğini fazla olması, yani satış hırsı.
Satıcıların, satış yapma isteğinin olmaması durumunda, başarılı
bir satıştan bahsetmek mümkün değil. Bu sebeple, satış mesleğini
yapan herkesin yüksek bir satış motivasyonuna sahip olması
gerekir. Doğal olarak, bu tek yönlü bir süreç değil, aynı
şekilde şirketlerin de, satıcılarının satış isteklerini
arttırmaya yönelik sistemler (prim, ödül, kota, bazen
cezalandırma...) geliştirmeleri gerekli.
İkinci önemli özellik ise “gülümsemek”.
Gülümsemek, satışta başarıyı getiren en önemli etkenlerden bir
tanesi. Üstelik tamamen ücretsiz, vergisi de yok!.. Güldüğümüzde
solunum güçlenip hızlanıyor, vücut diğer zamanlara oranla dört
kat daha fazla oksijen alıyor, akciğerlerdeki nem azalıyor,
diyafram hareket ediyor, karın kasları geriliyor. Gülerken
yaklaşık 300 kasımız çalışıyor, stres hormonlarının salgılanması
engelleniyor. Daha da önemlisi, gülümsemenin satışları %30 kadar
arttırdığı ispatlanmış bir bilimsel gerçek!
Diğer önemli özellik ise “farklı bakış açısı”.
Satıcıların, farklı bakış açılarına sahip olması gerekiyor.
Bununla ilgili, hemen herkesin bildiği bir hikaye var, iki
ayakkabı satıcısı Afrika’ya giderler. Afrika'daki yaşayan
insanların hiçbirisinde ayakkabı olmamasını bir satıcı bir
fırsat olarak görür, heyecanla patronunu arar ve inanılmaz bir
potansiyelden bahseder, diğer satıcı böyle bir ihtiyaç
olmadığını düşünerek patronunu arar ve hiç kimseye ayakkabı
satılamayacağını ileri sürer, hemen dönmek için izin ister.
Satıcılar, sürekli farklı bakış açıları geliştirip, farklı
pencerelerden bakmak zorundalar; sattıkları ürünlerin
özellikleri aynı da olsa, müşterinin bu özelliklerden elde
edecekleri faydalar kesinlikle farklıdır. Her müşteri, aynı
özellikteki ürünleri, kendisine uygun faydayı sağladığı için
satın alır. Önemli olan hangi müşterinin, hangi faydayla
ilgilendiğini bulmak ve bunu mümkün olan en iyi şekilde
sunmaktır.
Satıcılarda olması gereken son özellik ise
“güçlü iletişim”. Satışın tamamı bir iletişim sürecidir. İlk
intiba, güven oluşturma, faydaların sunumu, itirazların
yanıtlanması... Bunların hepsinin gerçekleşebilmesi için
satıcının muhakkak çok iyi iletişim becerilerine sahip olması
gerekir. İletişim olarak adlandırdığımız bütün sözlü (kelimeler
ve ses) ve sözsüz (beden dili) iletişimin bir toplamı,
dolayısıyla sözlü iletişim, muhakkak sözsüz iletişim ile
desteklenmeli. Doğal olarak, iletişim dediğimizde bir satıcıda
olması gerekli erdemlerin en önemlisini de eklemek lazım;
dinlemek! Çünkü ikna etmenin en temel öğesi kesinlikle dinlemek.
Bu yüzden, satış görüşmelerinde belki de en temel yaklaşım şöyle
özetlenebilir; “Bir satış görüşmesinde konuşmalarınızla toplam
sürenin % 50’sini aşmayın.Diğer bir deyişle müşterinizden fazla
konuşmayın”.
Eğer bu satırı okuyorsanız, bu makale ilginizi
çekmiş demektir. Büyük bir ihtimalle ya satış işindesiniz yada
ilgilenmeyi planlıyorsunuz. Şimdi lütfen arkanıza yaslanın ve
kendinize sorun; “Bu özelliklerden kaç tanesi sizde var?”
|