|
 
Ağızdan ağza pazarlama klasik reklam mecralarına korku salıyor.
Önemli olan ise onu keşfetmek.
Barış İnce
Efsane bu ya… Evvel zaman
içinde İzmir’in Çeşme ilçesinde Cbly isminde bir kız yaşar. Bu
kızın babası bir ölümlü, annesi ise dağlarda yaşadığı sanılan
Nympha adlı peri kızlarından bir tanesidir. Cbly annesine
güzelliğinin ve sağlığının sırrını sorar. Babası erkenden öteki
dünyaya göçmüş, annesi ise sapasağlam yaşamaktadır. Cbly’nin
annesi, şu an Ilıcalar denen mevkideki kaplıcaları işaret eder:
“İşte güzelliğimin ve sağlığımın sırrı…” Cbly buradaki suları
keşfeder ve efsaneye göre tam 990 yıl yaşar. O günden bugüne
Çeşme’deki kaplıcaların şifalı olduğuna inanılır. Kulaktan
kulağa yayılan bu söylencenin doğruluğuna inanan artık pek
olmasa da, Çeşme’nin termal suları ünlenmiştir bir kere… Kimi
bilimsel kanıtlarla da taçlanan şöhret şu anda dünyaya yayılmış
durumda. Bu tarihi yörenin tanıtımı için harcanan milyar
dolarlar mı daha etkili olmuştur yoksa Cbly’nin hikayesi mi?
Hangi reklam filmi ya da sloganı binlerce yıl boyunca dilden
dile dolaşabilir ki? Ancak bir efsane yaratırsanız bu sonsuzluğa
erişmiş olursunuz. İşte markanız ya da ürününüz içinde bu
geçerli. Bir efsane yaratmak…
Ağızdan ağza pazarlamada
uzmanlaşmış Amerikalı araştırmacı George Silverman Mediacat’in
düzenlediği WOMM (Word of Mouth Marketing) konferası için
Türkiye’ye geldiğinde, sarf ettiği bir söz oldukça konuşuldu.
Diyordu ki Silverman, “Bence Adem, Havva'ya elmayı ağızdan ağza
pazarlama sayesinde yedirdi.” Belki de en eski ikna metodu budur
gerçekten. Elmayı pazarlayan şeytan, reklam yapmak yerine
Havva’nın ikna kabiliyetinden yararlanmayı seçti. Basitçe
karikatürize edilen bu durum aslında insanların, başkalarının
fikirlerini ne kadar önemsediğini gösteriyor. Silverman,
“Kulaktan kulağa yayılan mesaj sizin en güvenilir satışçınızdan
bile daha fazla etki yaratır. Reklam ve diğer araçlara göre de
daha fazla insana, daha hızlı bir şekilde ulaşır” derken tam da
bunu kastediyor. İnsanlar satışçıların fikrindense tüketicilerin
fikrinden daha çok etkileniyor.
Hal böyle olunca
pazarlama guruları da yeni bir kavram yarattı. Aslında yaşamın
içerisinde yıllardır var olan bir olguyu belli bir konsepte
oturtmaya başladı: Ağızdan ağza pazarlama. Bu yeni kavram her
yeni olgu gibi merak, heyecan, çekince, önyargı, ürkme gibi
duyguları da beraberinde getirdi. Balıklama atlayıp onu çağın
buluşu gibi görenler de var, ihtiyatlı yaklaşanlar da… Ve
ağızdan ağza pazarlama öyle ya da böyle hayatımıza girdi. O
zaman reklamcıların yapması gereken şey, “Bu kavram ekmeğimizle
oynar mı” diye düşünmektense, onu lehine çevirmeye çalışmak. Her
türlü yenilik için geçerli olduğu gibi…
Nerden Çıktı Şimdi?
Ağızdan ağza pazarlamayı
bir konsepte oturtmak gerekirse, tüketicilerin bir marka yada
ürün hakkında konuşmasını ve üçüncü kişilere anlatması olarak
açıklamak mümkün. Pazarlama danışmanı Zeki Yüksekbilgili,
“Müşterilerinizin ürünüz hakkında konuşması için nedenler
yaratmak, onlara ürününüzü başka yerlerde anlatmak için doneler
sağlamak” diye açıklıyor ağızdan ağza pazarlamayı. Bu kavramın
pazarlamacıların bu kadar ilgisini çekmesinin de pek çok nedeni
var. George Silverman, “Bir kişi bir bilgiyi 25 kişiye
söylemesinin ardından 25 kişini yeni bir 25 kişiye söylemesi ile
o bilgi 625 kişiye yayılır. İkinci halkada bu 15 bini aşar.
5’inci halkada ABD nüfusu kadar yani 244 milyon insana 6’ncı
halkada ise 6 milyar, yani dünya nüfusu kadar insana yayılır”
diyor. Böyle hızlı ve ucuz bir yöntem günümüz pazarlama sektörü
için bulunmaz bir fırsat. Çünkü pazarlamada rekabet giderek
artıyor ve buna paralel olarak pazarlama ve reklam bütçeleri de
büyüyor. Böylesi bir ortamda markanın yada ürünün ağızdan ağza
yayılması hem hızlı hem de ucuz bir yöntem olarak göze çarpıyor.
Öte yandan sosyal ağlar, sanal komüniteler giderek
yaygınlaşıyor. İnsanlar evlerinde oturup dünyanın dört bir
yanından insanlarla belli konuları tartışabiliyor.
Pazarlamacılara olan güven her geçen gün azalırken bu yeni
arkadaşlara güven artıyor. Pek çok blog, forum, komünite bir
ürün yada marka hakkında fikir alışverişine olanak tanıyor.
Sanal tavsiyeler reklamdan daha etkili görünüyor. AC Nielsen
Türkiye Genel Müdürü Ali Danış “Coğrafi sınırların hiçbir hükmü
kalmadı, keza hız/zaman faktörü önemli. Bir sözcük veya görüntü
2 saniyede dünya turu atabiliyor. Böyle bir ortamda 3 milyar
dolara mal olacak bir markalaşma sürecini belki 3 bin dolara
başarma imkanı var. Kısacası WOM etkisi daha önce düşünülemeyen
boyutlara ulaştı” diyor.
Efsane Markalar
Dünya’da ağızdan ağza
yayılmayı keşfeden pek çok marka var. Belki de ilk olarak
saymamız gereken Harley Davidson. Harley’in reklamını,
promosyonunu görmek pek mümkün olmaz. Ancak, Harley Efsanesi tüm
dünyaya yayılmıştır. BZZ Agent adlı bir ağızdan ağza pazarlama
ajansının sahibi olan Dave Balter, Harley Davidson için şunları
söylüyor: “Herkesin konuştuğu bir marka, iyi bir ürün,
kendiliğinden yaratılmış bir moda… Yayılmaması imkansız.” Harley
Sahipleri Grubu’nun yaptığı organizasyonların etkisi ise
yadsınamaz. George Silverman ise örnek olarak Google’ı veriyor.
Silverman, “İnsanlar Google ortaya çıktıktan sonra 1 ay içinde
Google’ı biliyordu” diyor.
Howard Schultz, 2 tane dükkandan
ibaret olan Starbucks Cafe’de çalışırken dünyanın en büyük kahve
zincirinin başına geçebileceğini tahmin etmiş miydi bilinmez.
Ancak şu anda ağızdan ağza pazarlamanın öneminin fazlasıyla
farkında olsa gerek. Starbucks Türkiye’ye geldiğinde
televizyonlarda reklamını gören olmuş muydu? Cevabınız hayır
olacak. Yurtdışına giden ve bu kahve zincirini gören pek çok
Türk, yurda döndüğünde bu markayı anlatmaya başladı. Starbucks
Türkiye’ye gelmeden çok önce fanatikleri oluşmuştu bile.
Schultz’a ise ortağı Al Shaya ile Türkiye pazarına girmek kaldı.
Öte yandan Anita
Rodick’in kendi ihtiyaçlarından yola çıkarak üretmeye aşladığı
doğal ve ekolojik kozmetik ürünleri markası The Body Shop da
ağızdan ağza pazarlamaya iyi bir örnek. The Body Shop, hiç
reklam yapmadan doğan bir marka. Çevreci imajı ve çekici
ürünleri ile pazarda kendisine önemli bir yer elde etti sonra da
1.1 milyar dolar gibi müthiş bir rakama L’Oreal’e satıldı.
Kimi markaların fanatik
müşterileri ise o markayı ağızdan ağza yaymakla yetinmiyor.
Apple’ın iPod’unun reklam stratejisi, California’lı bir
öğretmene pek de yeterli gelmemiş. George Masters adlı bu
öğretmen kendi iPod reklamını kendisi hazırlamış ve internette
yaymaya başlamış. Yüzbinlerce kez izlenen bu video, müşterinin
gönlünü fethetmenin ne kadar önemli olduğunu anlamak için iyi
bir örnek.
Türkiye’de Ağızdan ağza
Pazarlama
Türkiye’de ağızdan ağza
yayılarak satışlarını arttıran pek çok marka var. Ancak bu
yöntemi sistematik olarak kullanan şirketleri bulmak pek kolay
değil. Manga Reklam Ajansı Başkanı Vahap Ergüt “Ben Türkiye’ye
baktığımda ağızdan ağza yayılma metodunu uygulayan marka
göremiyorum” diyor. Proximity İstanbul’dan Nihan Karayazgan ize
“Üzülerek görüyoruz ki Türkiye’deki markalar bu denize atlamış
değil” diyor. Markalar bu işin ayırtına yeterince varmasalar da
tüketicilerin ağızdan ağza paylaşımları her geçen gün artıyor.
Anneyiz.biz, Bebegimbenim.com, belli markalarını birbirlerine
öneriyor yada kötülüyor. Hatta bazı kadın doğum uzmanları bu
sitede tavsiye yoluyla adeta şöhret olmuş durumda. Örneğin bir
kreş bu sitede kötülendiyse müşteri bulması oldukça zorlaşıyor.
Dolayısıyla bu alanlar, markalar için takip edilmesi gereken
önemli mecralar oluyor.
Küçük Armutlu’da sosyete
kasabı olarak ünlenen Dükkan, ağızdan ağza pazarlama için bir
örnek. ÖDTÜ’de işletme lisansı okuyan eski bir inançsı olan Emre
Mermer, ünlü restoranlara ve üst gelir grubundan müşterilere et
satıyor. Dükkan’da ağızdan ağza pazarlama yapmak isteyenler için
çok önemli şifreler var. Bunlardan bir tanesi sıra dışı bir
hikaye yaratmak. Dükkan’a giren bir müşterinin akşam evinde
anlatacak bir hikayesi mutlaka oluyor. Örneğin Emre Mermer bu
şirin gecekondu semtindeki dükkanında caz müzik dinliyor. Kasayı
koyduğu masasında bir Macintosh bilgisayar bulunuyor. Mermer,
gelen müşteriye etin nasıl pişeceğinden etin kesim ayrıntılarına
kadar pek çok ayrıntıyı anlatıyor. Gelen müşteriye bu bilgileri
anlatarak kasapta yaşadığı ilginç tecrübeleri paylaşmak istiyor.
Emre Mermer, “Sıradan inanmam, farklı olanı severim” diyor.
Dükkanında da bu farklılığı ortaya koymaya çalışıyor. Çünkü
ağızdan ağza yayılan sıra dışı olandır.
Dükkanın şekli, poşetin
tipi, elemanların giyim tarzı, işin sıra dışılığını gösteriyor.
İyi et vermeye oldukça özen gösteren Emre Mermer, ağızdan ağza
yayılmanın sırlarından birinin de rol modellere ulaşmak olduğunu
söylüyor. Gerçekten de bu tarz kişilere ulaşmak yayılmanın
hızını katlayabiliyor. Halbuki ilk günlerde Dükkan’ın müşterisi
hiç de fazla değilmiş. Ancak müşteri sayısı katlanarak artmış.
Mermer, “Kimisi şirketim 3 ayda patlasın istiyor. Halbuki 3 ayda
patlayan işin karşılığını veremezsin. Çünkü altyapısı olmaz”
diyor. Uzun vadede efsane olmayı amaçlıyor Emre Mermer. Tıpkı
Harley Davidson gibi…
Türkiye’de ağızdan ağza
pazarlama ile yayılan markalar Dükkan ile sınırlı değil. Günlüğü
8 YTL’ye araç kiralayan genç girişimci Cemal Serhan Oralkan’ın
kurduğu Carpuzz hiç reklam yapmadan ağızdan ağza 2 bin
müşterilik bir portföye ulaşmış. Carpuzz’un bu kadar hızlı
duyulmasının ardında fiyatların düşük olması yatıyor. Bu düşük
fiyatlar da otomobillerin üzerine alınan reklamlar sayesinde
belirleniyor. Carpuzz 2 bin müşteriye sadece 2 yılda ulaşmayı
başarmış.
Pek çok eve ağızdan ağza
giden bir marka daha var: Sinbo Ekmek Makinesi. Bu ekmek
makinesi son günlerde en çok konuşulan markalardan biri haline
geldi .Daha sonra Sinbo çeşitli reklamlar kullanmış olsa da,
asıl yayılması ağızdan ağza oldu. Örneğin
www.tarcininmutfagi.com adlı bir sitede resmi bulunan Sinbo
Ekmek Makinesinin altına 450’ye yakın yorum girilmiş. Bu
inanılmaz rakam Sinbo markası için hoş bir veri olsa gerek…
İnternette ağızdan ağza yayılan markaların sayısı ise epey
yaygın… Yemeksepeti.com, Gmail, İtiraf.com gibi siteler bu yolla
ziyaretçi sayısını her geçen gün arttırıyor.
El Bombası Gibi
Ağızdan ağza pazarlamaya
ihtiyatlı yaklaşan pek çok kesim var. Bu kavramın da kötüye
kullanılacağını düşünenler yok değil. Örneğin şirketlerden para
alan ve bu para karşılığı çevresini ikna etmeye çalışan,
şirketin elemanı olduğunu ise söylemeyen kişiler ortaya
çıkabilir. Siz bir dostunuzun iyi niyetine güvenebilirsiniz,
halbuki o kişi şirketin pazarlamacısı olabilir. BZZ Agent CEO’su
Dave Balter bu konuda net. “Bazı firmalar, hala gizli pazarlama
yöntemlerini kullanıp, insanlara para ödeyerek sıradan
müşterileri gibi davranmalarını sağlıyorlar. Bu etik
değildir, kötüdür. Bu sadece ürünü zedelemez, etik ve yaratıcı
bir program yapmaya çalışan pazarlama firmalarını da zedeler”
diyor. Bu konuda Walmart iyi bir örnek. Blog sahibi 2 kişi,
sanki sıradan bir Walmart müşterisiymiş gibi bloglarında
süpermarket zincirinin erdemlerini anlatır. Ancak bu iki kişinin
Walmart’ın para karşılığı tuttuğu kişiler olduğu ortaya çıktı.
Bu da markaya ciddi zararlar verdi ve aylarca konuşulan kötü bir
ağızdan ağza yayılma örneği gerçekleşti. Görünen o ki, ağızdan
ağza pazarlamayı güvenilir yollardan uygulamak en önemlisi…
Havva’yı kandırıp Adem’i kandıran şeytan gibi sonsuza dek
lanetlenmemek için dürüst olmak gerek.
Walmart örneğinde görüldüğü üzere
kötü şöhret de çok hızlı yayılabiliyor. Jay H.Baker Retailing
Initiative’ın 1186 kişi üzerinde yaptığı araştırmaya göre
mağazada karşılaştığı olumsuz durumlarla ilgili olarak
tüketicilerin sadece yüzde 6’sı mağaza yönetimi ile irtibata
geçiyor. Yüzde 31’lik bir kısım ise arkadaşlarına, akrabalarına,
tanıdıklarına bu olumsuz durumdan bahsediyor. O yüzden bu metod
bir nevi el bombası… Elinizde patlamaması için gerçekten dürüst
olmanız ve iyi bir marka yaratmanız gerekir. Örneğin New
York’taki KFC/Taco Bell’ i istila eden farelerin görüntüsü bir
müşteri tarafından Youtube’ a atılınca, kötü şöhret adeta ışık
hızı ile yayıldı. Ağızdan ağza pazarlama devrinde bu tarz
hatalar onarılması zor sonuçlar yaratabilir.
Reklama Alternatif Mi?
Bazı reklamcılar ağızdan
ağza pazarlama yöntemini bir nevi safsata olarak
değerlendiriyor. Gerçek reklamların yerini asla alamayacağını
düşünüyor. Lunapark Ajans’ın Sahibi Kerem Yavi, “WOM bizim için
yeterli bir pazarlama tekniğidir diyenlere, ürünlerinin kaderini
hangi yetkili ağızlara bıraktıklarını sormamız lazım.
Kendilerine şimdiden geçmiş olsun diliyorum” diyor. Ancak
ağızdan ağza pazarlamayı geleneksel reklamlara tamamen
alternatif olarak görmek yanlış. Reklamcılar, ürünün ağızdan
ağza yayılmasını geliştirecek alanlara odaklanmak, o
alanları geliştirmek durumunda. Zeki Yüksekbilgili, “Ağızdan
ağza pazarlama, kendiliğinden olacağı gibi, yapılandırılmış bir
strateji ile de ortaya çıkabilir” diyor. Bu stratejiyi yaratacak
olanlar ise reklamcılar. Yüksekbilgili’ye göre, klasik mecraları
reddetmek mümkün değil. “Ağızdan ağza pazarlama, kesinlikle
klasik mecralardan bağımsız bir yöntem değildir. Klasik mecralar
ile desteklenmelidir. Aksi halde başarılı olma şansı yoktur”
diyor Yüksekbilgili.
Ağızdan ağza pazarlama
çağımızın yeni pazarlama fenomeni. Word Of Mouth Marketing
Association’a bağlı Millward Broun adlı şirketim araştırmasına
göre ABD’li tüketicilerin yüzde 74’ü, İngiliz
tüketicilerin yüzde 64’ü bir şey alırken arkadaşlarına,
komşularına soruyor. Üstelik bloglar, forumlar, komünite
siteleri artıyor. İnsanlar birbirlerinin fikirlerini daha çabuk
öğreniyor. Sıra dışı ve ilgi çekici olan ürünler hızla
yayılıyor. Pazarlamacılar bu alanlarda öne geçmek için kafa
yormak, efsane gibi dilden dile dolaşan ürünler hazırlamak
zorunda. Yapılacak klasik reklam çalışmaları da bu efsaneye
hizmet etmeli. Peri kızı Cbyl’nin uzun yaşam sırrı gibi mitoslar
yaratan markalar kazanacak. Cephe alanların yada bu yöntemi
eline yüzüne bulaştıranların işi hayli zor olacak. |