|
İktisatçıların
‘ekonomi’ tanımını “kıt kaynakların etkin kullanımı” olarak
yapmaları üzerinden bir yüzyıldan fazla zaman geçti ve bugün iş
dünyası rekabet gibi çok büyük bir sorunla baş etmeye çalışıyor.Artık
ürünler veya hizmetler konusunda değil, müşteri konusunda kıtlık
yaşanıyor.
Birçok sanayi, tüketicilerin satın alabileceğinden daha
fazlasını üretiyor, bu fazla üretimi elden çıkarabilmek için
uğraştıkları süreçte en basit yöntemi seçiyorlar; "fiyat
düşürmek". Fazla üretim ve düşen fiyatlar ise şirketlerin çok
küçük kar marjları ile çalışmalarına sebep oluyor, dolayısıyla
şirketler ya giderek yok oluyorlar yada daha büyük rakiplerince
satın alınıyorlar. Tedmar Akademi pazarlama eğitimi uzmanı
Dr.Zeki Yüksekbilgili, iste tam burada bir mucizenin devreye
girdiğin söylüyor; "rekabeti fiyattan başka esaslarla
yapılabilirliği bili olan, pazarlama". Şirketlerin en büyük
fonksiyonlarından biri olan pazarlama için şirketin toplam
değerlerinin %50'sini harcayan firmalar olduğuna dikkat çeken
Yüksekbilgili, tüm bunlara rağmen pazarlamanın sadece
müşterilere yapılmasıyla başarılı bir şirket yaratmanın da
mümkün olmadığını vurguluyor.
Çalışanlara,
hissedarlara ve tedarikçilere de pazarlama
Yüksekbilgili, şirketlerin
pazarlamayı; mevcut ve olası müşterilere pazarlama,
mevcut ve olası çalışanlara pazarlama, mevcut ve olası
hissedarlara pazarlama, mevcut ve olası tedarikçilere pazarlama
olarak dört ayrı koldan gerçekleştirildiğini belirtiyor. Daha
iyi ve yeni ürün ve hizmetler geliştirebilmek, daha etkin
yönetim fonksiyonlarını yerine getirebilmek için şirketin daha
iyi elemanlara ihtiyacı olduğunu söylüyor. Şirketin doğru olarak
mevcut ve olası elemanlara pazarlanması, hem mevcut
elemanlarından iyi olanların şirketi terk etmesini engelliyor,
hem de şirkete ciddi anlamda değer ekleyecek yeni elemanların
şirkete gelmesini sağlıyor. Şirketin mevcut ve olası
hissedarlara pazarlanmasıyla da, en önemli kaynaklardan biri
olan maddi sermaye toplanıyor.Bu sayede hem üretim, hem yeni
projeler finanse edilebiliyor. Büyümenin, ancak sermayenin
artması ile mümkün olduğunu dile getiren Yüksekbilgili,
sermayenin ise, ancak hissedarların şirkete güvenip yeni
kaynaklar aktarması veya yeni hissedarların yeni sermayelerini
birlikte getirmeleriyle mümkün olduğunu ifade ediyor. Son olarak
şirketin, diğer şirketlere ve özellikle de tedarikçilere
pazarlanması ile, şirketin “tercih edilen” hale gelmesine neden
oluyor. Bu özellik, çok kolaylıkla “maddi çıkarlara”
çevrilebilir bir değerdir diyen Yüksekbilgili, her tedarikçinin,
yıllardır faaliyet gösteren "emin" bir firma ile çalışmak
istediğini, her firmanın da büyük ve gelişen bir şirket ile
stratejik ortak olmak istediğini sözlerine ekliyor.Tüm kollarda,
farklı şekillerde ama birbirleriyle çelişmeyen mesajlar üzerine
yoğunlaşan bu faaliyetler sonucunda, şirketin ciddi ama muhakkak
olumlu bir “ün” kazandığını söyleyerek, bu ünün de pazarlamanın
yarattığı mücize olduğunu vurguluyor.
Çevrimiçi
satışın avantajı, maliyetler
Küreselleşme ile, yeni dünyanın tamamen farklı bir hal aldığını,
sınırlar ortadan kalktığı için, eskiden sadece ulusal rekabet
ile uğraşan firmaların, binlerce kilometre ilerideki firmalarla
da rekabet etmek zorunda olduğunu belirten Yüksekbilgili,
müşterilerin internet sayesinde artık herhangi bir ürünün
fiyatını rahatlıkla bulabildiğini, bu durumun da, özellikle
çevrimdışı çalışan işletmeleri gerçekten korkuttuğuna işaret
ediyor. Ürünün adını basitçe arama motorlarından birine yazıp,
çıkan sonuçlara göre ürünün fiyatı öğrenildiğinde, çevrimdışı
satıcının mağaza yatırımları, reklam harcamaları, lojistik için
kurduğu altyapı, hatta belki de o ürünü daha ucuza satmak için
kurban ettiği kar bir anda çöp oluyor. Yüksekbilgili, bunlar
yetmezmiş gibi, arama motorlarının dışında, ürünün çeşitli
çevrimiçi dükkanlardaki fiyatlarını müşteriye saniyeler
içerisinde karşılaştıran portalların sayısının da her geçen gün
arttığını ifade ediyor. Sorun bu kadarla da kalmıyo.Geleneksel
alışveriş daha da büyük risk altında olduğunu söyleyen
Yüksekbilgili, müşterinin artık ürün yada hizmetin sunulduğu
yere gitmesinin gerekmediğini, internet sayesinde geleneksel
alışverişin tüm olumsuzluklarını (zaman kaybı, trafik, park yeri
sorunu, kuyruklar, arama zahmeti) bir anda ortadan kalkmasının
mümkün olduğunu söylüyor. "Çevrimiçi satışın, çevrimdışı satışa
göre inanılmaz bir avantajı maliyetlerdir" diyen Yüksekbilgili,
çevrimiçi mağazaların süslü mağaza dekorlarına, en iyi yerde
olmak için binlerce dolar kira ödemelerine gerek olmadığını,
dolayısıyla düşük olan maliyetlerin aynı zamanda satış
fiyatlarına yansıyarak ürünün daha ucuza satılabildiğini
anlatıyor.
Değişen
tüketiciyi anlayıp tatmin edebilmenin tek yolu eğitim.
"Artık yeni pazarlamacıların, değişen tüketicileri çok iyi
anlamaları, onları tatmin edebilmeleri gerekiyor." diyen Dr.Zeki
Yüksekbilgili, bunu sağlamanın tek yolu ise eğitim olduğunu
vurguluyor. Yeni pazarlamacıların, tüm yeniliklerden, tüm
trendlerden haberdar olmaları, artan rekabet ortamında neler
yapılabileceğinin bilincinde olmaları gerekiyor. Yeni
pazarlamanın, çevrimiçi olacağını, Gerek müşteriler, gerekse
sunumların kesinlikle internet üzerinde var olacaklarını dile
getiriyor. Bu yüzden yeni pazarlamacıların, bu en yaygın ağı çok
iyi kullanabilmeleri gerekiyor. Yeni pazarlamanın, daha da
küçüleceğini, şirketlerin, mikro pazarlar yaratacağını ve o
pazarlarda uzmanlaşacaklarını ifade ediyor. Yüksekbilgili,
tüketicinin değiştiğini gösteren yeni pazarlamaya ait sayısal
örnekleri ise şöyle sıralıyor;
-
2005 sonu itibari ile Dünyada internet kullanan kişi sayısı
1 milyarı aştı. Bu kullanıcıların %84,5’lik kısmı interneti
düzenli olarak kullanıyor.
-
2005 yılında, Türk şirketlerinin %88’i bilgisayar
kullanıyor, % 80,43’ünün internet erişimi var.
-
2005 yılında internet reklamcılık gelirleri %30 artarak 12,5
milyar $’a ulaştı.
-
Nisan 2006 itibari ile mevcut web günlük sayısı 35,3 milyon.
-
2006 yılında Pazarlama ve Reklam Giderlerinin akacağı kollar
arasında en büyük dilim % 79 ile interaktif pazarlama,
ardından deneysel pazarlama (virüslü pazarlama, gerilla
pazarlama…) geliyor.
-
2006 yılında 15,000 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre,
satın almada en etkin medya “Ağızdan ağıza pazarlama”
-
Türkiye’de, 2005 yılında reklam sektörü %30 büyüyerek 1,7
milyar $’a ulaştı. 2006 yılında sektörün 2,0 milyar $’a
ulaşması bekleniyor.
-
Türkiye’de 7,3 milyon internet kullanıcısı var.
-
Internette günde ortalama 75.000 yeni web günlük
oluşturuluyor ve kullanıma açılıyor.
|