|
Tüm
gözler Irak'a çevrili. Herkes Amerika'nın ne yapacağını izliyor.
Dünyanın en çok ithalat yapan ülkesi Irak, iştah kabartıyor,
çünkü bölgede akla gelebilecek herşeye ihtiyaç var. Şimdi
stratejik plan yapma zamanı... Bölgede durum yatıştığında Irak'a
ilk gidenler pastadan aslan payını kapacak!
2001 yılında iç
pazarın daralması nedeniyle yüzünü ihracata çeviren şirketler,
dünyanın dört bir yanında kendilerine yeni pazar aramaya
başladı. Türk ihracatçıları için son dönemdeki en ilgi çekici
pazar ise Irak. Hatta Irak, Ram Dış Ticaret Müdürü Zeynep
Kuma'ya göre "Türk şirketlerinin saldırması gereken ilk
pazar"...
Ancak, bu
cümleye "risk almayı bilen ve stratejik planlama yapabilen
şirketler için" diye eklemekte fayda var. Çünkü Irak pazarı,
kendine has özellikleri olan ilginç bir pazar. Her şeyden
önemlisi uygulanan ambargo nedeniyle, normal şartlar altında
ticaret yapmak söz konusu değil. Kelimenin gerçek anlamıyla,
iğneden ipliğe herşeyi ithal eden Irak'la 1997 yılından bu yana
"BM Petrol Karşılığı Gıda, İlaç ve İnsani İhtiyaç Maddeleri
Programı (Memorandum Of Understanding-MOU)" kapsamında, faz
olarak adlandırılan 6 aylık dönemler itibari ile ticaret
yapılabiliyor.
Irak Neden Cazip?
Bu soruya yanıt
vermek için ülke gerçeklerine bakmak gerekiyor. Irak, dünyada
gıdadan, makina parçası ve su borusuna kadar herşeyi ithal eden
ve bunun karşılığında sadece petrol satan tek ülke. Irak'ın
ithalatının önemli bir bölümünü gıda (Irak dünyada en çok
bakliyat ithal eden ülke ünvanını elinde bulunduruyor), ilaç ve
sağlık ekipmanları, makine yedek parçası, inşaat-alt yapı
malzemeleri ve tarımsal ekipman oluşturuyor.
2002 yılı
itibari ile Türkiye'nin Irak'a yaptığı ihracatın toplamı,
bir milyar doların üstünde. DEIK İş Konseyleri Bölge
Koordinatörü Yasemin Kılıç, "herşey normal giderse 1-2 yıl
içinde ihracatımız 3-4 milyar dolara çıkacaktır. Daha sonraki
yıllarda da artarak devam edecektir" şeklinde konuşuyor. Zaten
Irak'ta düzenlenen fuarlara Türk firmalarının sürekli artan
ilgisi de bunun bir göstergesi.
Operasyon
tedirginliğine rağmen geçtiğimiz Kasım ayında Bağdat'ta
düzenlenen fuara katılan Türk şirketlerinin sayısı 112
civarında, 1999 yılından bu yana Irak'ta ofisi bulunan Büşra Dış
Ticaret'in CEO'su Zeki Yüksekbilgili, operasyon tedirginliğinin
ortaya çıkmasından bir süre önce, Irak'a gidip gelen ve her
pazarda incelelemerini sürdüren Türk girişimci sayısının
%100'lere varan oranlarda arttığını söylüyor. Yüksekbilgili'nin
Türk girişimcilere önerisi Irak pazarını göz ardı etmemeleri ve
şimdiden bu pazara yönelik çalışmalara başlamaları yönünde. DEIK
İş Konseyleri Bölge Koordinatörü Yasemin Kılıç ile Ram Dış
Ticaret'ten Zeynep Kuma'nın önerileri de bundan pek farklı
değil. Ancak burada, akla şu soru geliyor. Olası bir operasyon
tehlikesi varken Irak pazarına girmek doğru olur mu?
Operasyon Nasıl
Etkiler
Yasemin Kılıç,
savaş çıkmaması halinde Türk inşaat şirketlerinin Ocak ayı
itibariyle Irak'ta yoğun bir şekilde çalışmalara
başlayacaklarını ve bunun da beraberinde, diğer şirketleri
sürükleyeceği görüşünde. Yani, operasyon gerçekleşmezse bölgede
çalışmalara başlamış veya şimdiden ofis açmış Türk şirketleri,
pazarda önemli bir avantaj yakalayacak. Zaten, "Irak pazarına
yönelik çalışmalara başlamakla" kast edilen, yatırım yapmak
değil. Ancak operasyon gerçekleşsin yada gerçekleşmesin,
önümüzdeki dönemde ithalat yapmayı sürdürmek zorunda olan
Irak'la iş yapabilmek için, şimdiden bir takım bağlantılar
kurmak ve "biz sizin kötü gününüzde de yanınızdaydık" mesajı
verebilmek için önemli. Irak'ta hali hazırda iş yapmakta olan
Türk şirketlerinin rakiplerine göre en önemli avantajları da bu.
Ayrıca, Büşra
Dış Ticaret'ten Zeki Yüksekbilgili de operasyonun gerçekleşmesi
durumunda dahi -en azında ilk dönemlerde- BM kontrolünde
gerçekleştirilen mevcut ticaretin devam edeceği görüşünde: "Irak
şu anda kapasitesinin çok altında üretim yapıyor. Normal
şartlarda ürettiği petrolün onda biri gibi bir oranda üretimi
var. Normal üretime geçmesi gelirlerinin de artması anlamına
geliyor. Ayrıca ambargonun kalkması ile akın edecek yabancı
şirketlere göre Türk şirketlerinin coğrafi yakınlık, fiyat
avantajı ve pazarda kötü zamanlarda da var olmak gibi
avantajları olacak..."
Özetle söylemek
gerekirse, mevcut risklere ve operasyon ihtimaline rağmen Irak,
cazip bir pazar olmayı sürdürecek. Bu yüzden de pazarı erken
tanıyan ve işler normalleşmeye başladığı an bölgede fiziki
varlık gösterebilen şirketlerin şansı çok daha yüksek olacak.
Bir Bilenle İş
Yapın
Konu
ile ilgili olarak görüştüğümüz herkesin girişimcilere ilk
önerisi Irak'ı hiç tanımadan ticari bir ilişkiye girmek yerine,
önce mevcut Türk şirketleri ile çalışmanın tercih edilmesi. Irak
pazarını tanımak ve bir ofis bulundurmak isteyen şirketlerin
önünde ise iki yol var: Resmi olarak ofis açmak veya Irak'lı bir
şirket adına ofis açmak. Ancak Zeki Yüksekbilgili, "Irak'ta
resmi olarak ofis açmak uzun ve zorlu bir süreç, üstelik de şart
değil" diyor.
Yine
Yüksekbilgili'nin verdiği bilgilere göre, Irak'ta ofis açmak
için en iyi yer, Bağdat'daki Arasat Al-Hendia bölgesi. Burada
mütevazi bir ofisin yıllık kira bedeli yaklaşık 5 bin dolar.
Lüks ofislerin kirası ise 14-17 bin dolar arasında değişiyor.
Şirketinizi Irak'ta resmi olarak kaydettirmek içinse devlete 15
bin dolar ödemeniz gerekiyor. Ortalamanın biraz üstünde bir ofis
dekorasyonu için 2-3 bin doları gözden çıkarmalısınız. Ancak
dekorasyona harcadığınızın çok üstünde bir bedeli internet ve
telefon bağlantısı için ödemeniz gerekiyor. Irak,
telekominikasyon hizmetlerinin en pahalı olduğu ülke. Irak'ta
basit bir dial-up bağlantısı bile 4 bin dolar, telefonlar ise
yaklaşık 700 dolar ve standart telefon göüşmelerinin bedeli
aylık 1000 doları buluyor.
|